Ara
  • LIFEON BLOG

KAMP VE MİNİMALİZM



Son zamanlarda insanların yöneldiği bir akım bir felsefe, minimalizm. Artık herkes fazla, kalabalık olan her şeyden uzaklaşmaya çalışarak odaklanabilirliğini, hareket serbestliğini, yaşam konfor ve kalitesini arttırmaya çalışıyor.

Günümüzde teknolojinin bizi esir etmesi, platformların bizi tüketim çılgınlığına itmesi, bize sunulan fırsatlar… Bunlar zamanımızı çalarak sebebini bile bilmeden tüketmemize sebep oluyor. Tüm bunları yaparken yaşam akıp gidiyor ve biz anı yakalayamıyoruz. Oysaki yaşam, yaşadığımız ana odaklanıp tadını çıkarabildiğimizde güzeldir.



Kamp ise minimalizmin en güzel örneklerinden aslında. Hayatın koşuşturmasından uzaklaşmak, doğayla iç içe olabilmek ve kendi kendine yetebilmek… Bunlar insanın özüne kısa da olsa bir yolculuk yapmasını sağlıyor. Ama son zamanlarda kamp etkinliği bile bir minimalist etkinlik olmaktan çıktı. Dolu dolu çantalar, tıka basa arabalar,yenmeyeceği bilindiği halde bolca alınan yemekler… Bunları yaparak asıl amaçtan sapıyoruz, bambaşka bir şeye dönüşüyor :şehir hayatının aynısı. Çadırı kurup kafamızı doğaya kaldırmadan binlerce fotoğraf çekmekle uğraşıyoruz. En güzel ışık, en güzel ağaç, suyun en güzel yeri neresi diyerek elimizde telefon koşuyoruz. Nerede olduğuna bak, sen zaten hep bir koşuşturmaca içindesin şu an gerek yok. Kafanı kaldırmalısın !


Peki nasıl yapılmalı minimalist kamp?

Önce kafanı boşalt ve kendini doğaya hazırla. Orada yalnızsın ya da sevdiklerinle, bu yüzden sadece kendine ve sevdiklerine odaklan. Her şeyden önce doğanın haklarını gözeterek kamp hazırlığını yap. Gideceğin yer doğa. Senin geldiğin yer.


Çantana doldurduklarından “ya bu da lazım olursa” dediğin her şeyden vazgeç

Evet, vazgeç. Hayır lazım olmayacak. İhtiyacın olan şeyler; çadır, tulum, biraz yemek birkaç da kıyafet. Alışık değiliz buna bizim alışık olduğumuz şey kalabalık, fazlalık ve “daha çok” kavramı. Minimalist bir kampın en güzel yanı bu işte. Burada alışkanlığını kırabilirsin, farklı şeyler deneyimleyebilirsin. Günlük hayatının dışına çık ve kendini özgür bırak. Hiçbir eşyaya bağlama kendini. Telefonun dahil.


Yiyeceklerin…

Yanına sadece yiyebileceklerini al. Unutma oraya yemek yemek için gitmiyorsun. Yanına alacağın asgari her şey seni doyurmaya yetecektir.

Ve kıyafetlerin…

Orada doğayla birlikte olmaya gidiyorsun. Fotoğraf ya da güzellik kaygısıyla yanına kıyafetlerini doldurma. Sadelik ve yeşil sana daha çok yakışıyor.

Doğayı dinle!

Şehir hayatı o kadar gürültülü o kadar yorucu ki bununla başa çıkmaya çalışırken ne kadar yorulduğumuzun farkına varamıyoruz ve bunu hayatımızın bir parçası haline getiriyoruz ama bizim asıl yaşam alanımız doğa. Onu ne kadar iyi tanır kendimizi ona ne kadar bırakırsak o kadar iyi hissedip özümüze döneceğiz. O yüzden doğayı dinle, izle. Kendinden bir parça göreceğine eminim

GENES Fzt. Merve Çelik

LifeOn Concept




6 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

UYKU VE RECOVERY

Yorucu geçen bir iş gününün ya da antrenmanın sonrasında vücudumuzda bazı fizyolojik değişiklikler meydana gelir. Vücut kullandığı enerjiyi geri kazanmak ve biriken yorgunluk faktörlerini dolaşıma kat

SPORCULARDA COVID-19 VE FİZYOTERAPİ İLİŞKİSİ

Covid-19 geçirdiniz mi? Peki spor yaparken hastalık öncesi performansınıza erişemediğinizi fark ediyor musunuz? Bu sorulara cevaplarınız ‘Evet’ ise okumaya devam edin. Corona virüs, tüm dünyayı aynı

SKOLYOZ TARAMA PROGRAMINA PRATİK YAKLAŞIM

Günlük aktivitelerimizde; çanta taşırken, masa başı çalışırken, televizyon izlerken sizce de doğru pozisyonda ve hareket ekseninde miyiz? Aslında farkında olmadan duruş bozukluklarına, vücudun herhang